Dijital tiyatro çağında sahne artık yalnızca fiziksel bir alan değil. Ekranlar, çevrimiçi platformlar ve etkileşimli uygulamalar da oyunun parçası. Bu dönüşüm, oyun yazarlığı kavramını temelden değiştiriyor. Geleneksel dramaturji anlayışı yerini, dijital dramaturji ve etkileşimli hikâye anlatımı gibi yeni yaklaşımlara bırakıyor.
Yeni medya ortamlarında yazan bir oyun yazarı yalnızca metin üretmez aynı zamanda seyircinin deneyimini de tasarlar. Çünkü dijital seyirci artık hikâyenin pasif bir izleyicisi değil. Sosyal medya, sanal gerçeklik, canlı yayın ya da oyun motorları üzerinden hikâyeye dahil olabiliyor. Bu durum, yeni seyir biçimleri ve çok katmanlı anlatılar gerektiriyor.
Bugün dijital oyun yazarlığı, klasik üç perdeli yapının ötesinde düşünmeyi zorunlu kılıyor. Oyun yazarı; zaman, akış, veri ve etkileşim unsurlarını dramatik yapının bir parçası olarak ele almak durumunda. Örneğin, bir hikâyeyi Instagram paylaşımları üzerinden ilerletmek, karakterleri mesajlaşma diliyle konuşturmak ya da seyirciyi Discord gibi platformlarda doğrudan sürece katmak artık sahici bir dramatik yöntem. Bu da yazarı, yalnızca “metin yazarı” olmaktan çıkarıp bir tür dijital dramaturg konumuna yerleştiriyor.
Dijital tiyatro metinleri, biçim kadar ilişki kurma biçiminde de yenilik getiriyor. Seyirci artık sahnede değil, ekranın diğer ucunda. Bu da metni hem görsel hem ritmik olarak dönüştürüyor. Diyalogların temposu, görsel unsurlarla kurulan uyum, hatta kullanılan yazı karakteri bile oyunun dramaturjisine dahil oluyor. Ancak değişmeyen bir şey var: Oyun yazarlığının özünde hâlâ aynı soru duruyor : “Ne anlatıyorum?”. Teknoloji biçimleri değiştiriyor ama dramatik dürtü sabit kalıyor. Dijital araçlar, bu dürtüyü çağın diliyle yeniden kurma olanağı sağlıyor.
Bu bağlamda dijital dramaturji, yalnızca teknolojik bir yenilik değil, düşünsel bir değişim. Artık tiyatro, veriyi, ekranı ve etkileşimi sahnenin doğal uzantısı olarak görüyor. Oyun yazarı da hem metin hem teknoloji arasında bir ara yüz gibi çalışıyor. Kodla, sesle, görüntüyle, hatta yapay zekâ ile yazıyor.
Sonuç olarak, dijital çağda oyun yazmak; tiyatroyu geleceğe taşımak anlamına geliyor. Dijital tiyatro, oyun yazarlığı ve yeni dramaturjiler arasındaki ilişki, tiyatronun sürekli evrilen doğasını yeniden görünür kılıyor. Artık mesele yalnızca sahneye yazmak değil; veriye, ekrana ve seyirciyle kurulan yeni bir etkileşim düzlemine yazmak.


