Ana Sayfa/Blog/Eleştiri
Eleştiri

Eleştirinin Eleştirisi - Tiyatroda Görülenler ve Görülmeyenler

15.04.2026
Boran Erkılıç
3 dakika okuma süresi
elestirinin-elestirisi-tiyatroda-gorulenler-ve-gorulmeyenler

Tiyatral gösterilerin niteliğini belirleyen nedir? Onları neye göre bir skalaya koyarız? “İyi” sadece öznel bir yaklaşım mıdır, yoksa üstünde uzlaşılabilen genel bir mevhum mu? Bu başlık altında tiyatroda eleştirinin ne olup olmadığı üstüne dururken seyirci alışkanlıklarını da mercek altına almaya çalışacağız.

           Herhangi bir seyirci, tiyatro deneyimini nesnel bir şekilde değerlendirmek zorunda değildir. Oyunun kendisinde bıraktığı hisler ya da düşündürdüklerini kendisine saklayıp evine gidebilir. O deneyim ona aittir. Ancak meselenin içine eleştiri girdiğinde artık öznel bir yaklaşımdan söz edilemez. Eleştiri profesyonel bir iştir ve farklı açılardan bakabilme meziyetini gerektirir. Kendi halinde bir tiyatro seyircisi, bu tip bir kültürel altyapıya ve tiyatro bilgisine sahip olmak zorunda değildir. Ancak eleştirmen belirli bir düzeyde kültürel birikime ve tiyatro bilgisine sahip olmalıdır.

           Ancak eleştiri boyutuna geldiğimizde eleştirinin ne olduğu da anlamak gerekir. İyi ve kötü, bir oyunu değerlendirmek için basit kavramlardır. Tıpkı bir oyunu onluk sistem üzerinden değerlendirmek gibi. Ancak bunlar indirgemeci ve basitleştirilmiş yöntemlerdir. Bir oyun birden fazla unsuru ve anlam katmanları ile çalışan bir saat gibidir. Dolayısıyla da tiyatro eleştirisi, bu çarkların birbiri ile nasıl çalıştığına bakar ve parçadan bütüne ulaşır. Ancak oyunun genel değerlendirmesini tüm bu yapı taşları üstüne kurduğu için ne oyundaki bir şeyin neden “iyi” ya da neden “kötü” olduğunu da bu şekilde ortaya koyar.

           İyi ve kötü kavramları bu noktada elbette ki tartışmalı kavramlardır. Ancak bir oyunu değerlendirmek için “Oyun ya da tiyatro dediğimiz şey nedir?” sorusu ile temel bir çizgi çekmek gerekir. Platon ve Aristoteles, bir şeyin ne olduğu üzerine bu şekilde yaklaşırlar: “Etrafımdaki iskemlelere bakıyorum. Farklı boyutlarda olanı var farklı renklerde olanı var. Ama hepsini iskemle olarak sınıflandırabiliyorsam onları aynı noktada birleştiren ve ‘iskemle’ yapan ortak özellikleri olmalıdır.” Bu düşünüş biçimi tiyatroya da uyarlanabilir. Bir oyunu oyun yapan belirli özellikleri vardır dolayısıyla da bu “tiyatro” sınırları içinde “kurallara” uyanlar ve uymayanlar olacaktır. Dolayısıyla da bir sonuca, kanıya ulaşabilmek için zihnimiz oyunları birbirine referanslı olarak konumlandırır.

           Eleştiri yıkmak ve yok etmek için değildir. Övmek ve yüceltmek, ondan prim, şan şöhret ya da maddi çıkar için de değildir. Eleştiri, daha doğrusu eleştirel yaklaşım, yapılan işi belirli bir eksende sınar ve daha iyiye ya da daha ileriye gitmesi için çaba gösterir. Eleştiri pohpohlamaz. Eleştiri yoktan yere hedef göstermez. Eleştiri, biyopsi yapan bir doktor gibidir. Sahnelenen oyunun ne olduğunu ortaya koyar. Dolayısıyla da tüm bu bahsettiklerimizin aksi yönde “kendimce” yapıyorum denilen değerlendirmeler kişinin kendisini bağlar ve bu biyopsiyi bir kasabın yapmasından farksızdır.

           Burada bahsettiğimiz durum, seyirci yorumu ile eleştirinin birbirine karıştığı noktadır. Bahsettiğimiz gibi, bireysel bir seyirci bireysel ve deneyimini öznel bir şekilde ortaya koyar ve paylaşır. Ancak bu bireysel seyirci, kitleleri bir şekilde etkileyen birine dönüştüğünde mesele ciddileşir. Oyunlar üstüne hala bireysel yorumlar yapmaktadır. Dolayısıyla da bu yorumlar kişinin çıkarı ve itibarını artıracak yönde şekillenebilir. Söylemlerinde eleştiri yoktur, muğlak ifadeler ve süslü cümlelerle karşılaşırsınız. Etkileşim, görünürlük, maddi kazanç gibi dürtüler nedeniyle arkasında sürüklediği kitlelerin ve etkileşimde olduğu tiyatroların hoşuna gidecek yorumlarda bulunur. Bu tiyatrolar, oyunlarından övgüyle bahseden kişiyi yakınlarında tutar ve görünür kılar. Daha da tehlikelisi, bu kişi hangi tiyatronun daha görünür olup olmayacağına da karar verir. Ayda 2 ya da 3 defa tiyatroya giden bir seyirci olduğunuzu hayal edin. Ve oyunlarınızı oyunlar hakkında yorumlar yapan ve onlarla etkileşime geçen sayfaların paylaşımları üstünden seçtiğinizi var sayalım. Sadece orada adı geçen oyunları görürsünüz, sadece onlardan haberdar olursunuz. Sizin hangi oyunlara ve sahnelere yönlendirileceğiniz sizden önce seçilmiş olur.

           Elbette ki bu tip vakalarda bazıları ellerindeki gücün farkında olmayabilir ancak bazı insanlar bunu art niyetle kullanmaya çalışacaktır. Ve esas tezat da, bu art niyetli kişilerin söylem ve eylemi arasındaki farktan doğar. Alternatif ve özel tiyatrolara görünürlük isteyen bir kişinin ya da sayfanın sıklıkla büyük prodüksiyonlu oyunları öne çıkarması ve takip etmesi elbette ki abesle iştigal olacaktır. Bu durumun yaşandığı senaryoda ise, iki şey mümkündür: Ya söylemde bir iki yüzlülük ya da kitleselliğinin farkına varamama. Dolayısıyla da kurulmaya çalışılan tiyatro ekosistemi bu yollarla da zedelenir.

           Sonuç olarak, kaliteli eleştirinin ve sorgulayan bir seyirci kitlesinin olduğu bir ortamda bu tip sorunlara daha az rastlanacağını ümit ediyorum. Tiyatro eleştirisi, Türkiye’de yıllardır hakkıyla tesis edilmeye çalışılmasına rağmen zorlukla ayakta duran bir kurum. Hal böyleyken, seyircinin “eleştiriyi” ve “bireysel” yorumu birbirinden ayırmayı beklemesi bir hayli güç. Bir yandan, tiyatroların da bu ayrımı göz ardı etmesi bu meselenin sanıldığından daha başka bir boyutta olduğunu gösterir. Umarım bu topraklarda tiyatro yapan ve izleyen herkes, eleştirel zihnini ve dimağını açık ve diri tutacaktır. 

Boran Erkılıç'ın diğer yazılarına buradan erişim sağlayabilirsiniz.

Boran Erkılıç

Dramaturg

İlginizi
çekebilir

elestirinin-elestirisi-tiyatroda-gorulenler-ve-gorulmeyenler
Eleştiri 15.04.2026

Eleştirinin Eleştirisi - Tiyatroda Görülenler ve Görülmeyenler

DEVAMINI OKU →
gosterim-elestirisi-tiyatro-oldu-mu
Eleştiri 02.01.2026

Gösterim Eleştirisi: "Tiyatro Öldü Mü?"

DEVAMINI OKU →
romeo-juliet-ucuncu-kapi-tiyatro-yorumu
Eleştiri 18.12.2025

Romeo & Juliet: Üçüncü Kapı Tiyatro Yorumu

DEVAMINI OKU →